YEREL ŞEÇİMLER YAKLASIRKEN ADAY ADAYLARI ŞEKİLLENİYOR.ÇALIŞMALAR YÜRÜTEN ADAY ADAYI MÜCAHİT DEDE


2014 SEÇİMLERİ YAKLAŞIRKEN CUMHURİYET HALK PARTİSİNDEN ADAY ADAYI OLARAK SENDİKA KÖKENLİ BİR BAŞKAN ADAYI HAZIRLANIYOR.KESK'E BAĞLI TÜMBEL-SEN'DE SUBE BAŞKANLIĞI GÖREVİNİ YÜRÜTEN AYNI ZAMANDA (ANİVAK) YÖNETİM KURULU BAŞKANI OLAN  MÜCAHİT DEDE BU GÜNE KADARKİ YEREL YÖNETİM BİRİKİMLERİ İLE ELMADAĞ'DA YEREL YÖNETİMLERE BAKIŞ AÇISI İLE YEREL SEÇİMLERE YÖNELİK ÇALIŞMALAR YÜRÜTÜYOR.

.YEREL SEÇİMLER YAKLAŞIRKEN CUMHURİYET HALK PARTİSİ ADAY ADAYINDAN YEREL YÖNETİMLERE YÖNELİK BAKIŞ AÇISI...

NEDEN HALKÇI BELEDİYE?
Belediyeler, tarihsel olarak meta üretimi ve ticaretin merkezleri olarak kapitalizmin gelişme aşamasında kentleri yönetmek için kuruldular. Kuruluşun itici gücü kentin yeniden üretimine olan gereksinimdi. Kentin egemen sınıfının sermaye birikimi için kente ve emek gücüne ihtiyacı vardı; halkın ise barınmaya, suya, ısınmaya, karnını doyurmak için ekmeğe, giyinmeye ve bunları satın alacağı yerlere… Belediye örgütlenmesi esas olarak burjuva sınıfının ve işçi sınıfının asgari ortak ihtiyaçları üzerinde yükseldi…
Aradan geçen birkaç yüzyılın ekonomik, sosyal, bilimsel, toplumsal gelişmelerinin sonucunda bugünün dünyasında belediye yine aynı amaca hizmet ediyor; kentte üretim ve tüketim zincirinin aksamadan sürmesi için kenti ertesi güne, kent emekçisini üretime hazırlıyor. Belediyeyi kuran sınıfsal ilişkiler bugün de geçerli; sadece daha karmaşık, daha yüksek beklentiler, daha çeşitlenmiş ihtiyaçlar söz konusu…
Toplumsal sorunlara karşı yazılan reçetedeki ilacın adı liberalizmdir. Özgürlük ise bu ilacın insanın aklını başından alan ana maddesidir. Ama bu özgürlük tiyatrosunun aktörleri halk değil şirketlerdir.Özelleştirme, yerelleştirme, serbestleşme, şeffaflık, verimlilik, performans gibi liberal içerikli kavramlarla değiştirilen ve sağcılaştırılan devlet, artık küresel kapitalizmin doğrudan yerel iktidar aygıtına dönüşmüştür.AKP eliyle 2003 yılından başlayarak daha yoğun ve derinlemesine yaşamaya başlamıştır..Bütünşehir ,afet riski vekentsel dönüşüm,2b….yasalar bu doğrultuda değiştirmektedirler. Türkiye’deki yeni anayasa tartışmalarına bu açıdan da bakılmalıdır.
Tahribat büyüktür: insan, doğa ve tüm canlıların yaşam alanları tahrip edilmiştir. İnsan kendine ve kentine yabancılaştırılmış, doğa acımasızca katledilmiştir. Kentler yaşanamaz haldedir. Piyasa kentin üzerine kâbus gibi çökmüştür; belediye piyasanın hizmetine girmiş; insan ise tüketim çarkının dişlisi haline getirilmiştir.
Daha fazla katılım, yerele daha fazla yetki perdesinin arkasından şirketlerin katılımı ve yandaş şirketlere aktarılan yetkiler çıkmaktadır. Özgürlük ve katılım lafı çoğaldıkça belediye halktan uzaklaşmakta piyasaya yakınlaşmaktadır. Oysa özgürlük ve katılım piyasanın değil halkın talepleridir. Verimlilik ve etkinlik kavramlarının arkasından ise giderek vahşileşen emek gücü sömürüsü çıkmaktadır.
AKP’nin yarattığı toplumsal eşitsizliği vatandaşi iliklerine kadar yaşamaktadır. Eşitsizlik ile gelen yoksulluk yeni bu anlayış için ortadan kaldırılması gereken değil yönetilmesi gereken bir sorundur; yoksulluğun yönetimi yoksulun bağımlı hale gelmesi, biat kültürünün inşası ile mümkündür ve adım adım gerçekleştirilmektedir..
Türkiye’de iktidarda olan bu anlayış, insanları büyük bir umutsuzluğa doğru hızla sürüklemektedir. Onuruyla geçinebileceği bir iş bulmakta zorlanan kentli; deresini, merasını, bostanını kaybetme korkusu karşısında yaşam mücadelesi veren köylü ve toplumsal statüsünü kaybetmeye zorlanan kadınlar yol ayrımındadır. İşte bu yüzden yeni seçenekleri düşünülme zamanıdır.
ÇIKIŞ YOLUMUZ HALK İÇİN BELEDİYECİLİKTİR
Yaratılan tahribata karşı halkı koruyan ve insanın iyi kötü yaşadığı değil üretken, sağlıklı ve mutlu yaşayacağı kenti yaratan belediyedir.
İnsan ve doğa sömürüsünde sınır tanımayanlara karşı ,insanı ve doğayı koruyarak kamu hizmetlerini geliştirmeyi, kamu malı üretimini piyasaya terk etmemeyi ve piyasalaştırılan hizmeti geri almayı hedefleyerek; unutturulmaya çalışılan kamu hizmetinin halka ulaşılması gereken bir toplumsal hedef olarak sürekli gözetir.
Halkcı belediye kamu erkini ve yetkisini piyasayı denetleme ve sınırlandırma amacıyla kullanır; başlıca aracı planlama; gerekçesi ise toplumun ortak çıkarları ve toplumsal yarardır. Piyasa işleyişi toplum aleyhine olamaz; piyasanın kamuyu eritmesine izin verilmez.
Halkcı belediye halkın yönetime ve karar alma sürecine katılımını sağlayacak araçları geliştirir; bizzat halkın iktidarını hedefler. Halkcı belediye, kamunun toplum yararına çalışmasını talep eden örgütlü halkın yerel iktidarıdır. Yerel iktidarı kazanma süreci belediyenin nasıl yönetileceğinin göstergesidir; katılım, bilgilenme ve aydınlanma ile vücut bulur. 
Halkcı belediye kent dayanışmasının yerel kamusal dayanağıdır. Kenti ağ gibi ören, dayanışma bilincini geliştiren yaygın kooperatif örgütlenmeleri kent dayanışmasının en önemli araçlarıdır. Kentli dayanışmasına rehberlik eden halkcı belediye yoksulluğu yönetmeye değil; yoksulluğu ortadan kaldırmaya taliptir. Yoksulun olmadığı kentler yaratmak mümkündür. Planlama, dayanışma, katılım ve kamu maliyesi olanaklarının toplum yararına kullanılması yoksulluğun ilacıdır. 
Bugün emek gücü sömürüsü Devlet politikasıdır; taşeronluk bu politikanın belediye yönetimindeki somut ifadesidir. Halkcı belediye, kamu erkini emek gücü sömürüsünü sınırlandırmak için kullanır.
ÇIKIŞ İLKELERİMİZ
1- Yeniden belediyeleştirme;Piyasalaştırılan hizmetler belediyelere geri alınmalıdır. Bu konuda bugüne kadar yapılan özelleştirmelere karşı yeniden belediyeleştirme mücadelesi verilmelidir. Tüketicileri koruma amaçlı zaruri ihtiyaç maddelerine narh koyma yetkisi, her türlü denetleme yetkisi gibi daha önceleri belediyelere ait olup başka kuruluşlara devredilen ya da ortadan kaldırılan hizmet ve yetkiler de yeniden belediyeleştirmenin konusudur.
2- Toplumsal eşitlik;Her kentli kentin sahibi ve ortağıdır; kentli, gelir durumundan bağımsız olarak belediye hizmetlerinden yararlanma hakkına sahiptir.
3- Dayanışma;Kentte her düzeyde dayanışmaya öncülük eden ve dayanışmayı kurar.
4- Demokratik yönetim;Belediye karar organlarının seçim ve çalışma sisteminin demokratikleştirilmesi; halkın örgütlenmesine öncülük edilmesi; örgütlü toplum kesimlerinin karar ve yönetim sürecine katılması toplumcu belediye talebinin ve yönetiminin temelidir. 
Belediyenin sorumluluğunda planlama-karar alma- uygulama sürecinde yurttaş-üniversite-meslek kuruluşu, demokratik örgüt ve belediye çalışanlarının katılımı; siyasi-mali çıkarcılığın ortadan kaldırılması yönetim ilkesidir. 
5- Üretici ve paylaşımcı belediyecilik;Belediye, kaynak yaratır, üretir ve üretime yön verir; istihdam olanakları yaratılmasına katkı sağlar; kooperatifçiliği destekler, kooperatif kurar ve aynı zamanda, üretime ve adil paylaşıma eşdeğer önem verir.
7- Planlamacılık ve kalkınma; Halkcı belediyecilik, yereli yönetme anlayışıyla sınırlı değildir; yerelde toplum yararına planlama ve katılımın ulusal ölçekte toplum yararına planlama ve kalkınma ile mümkün olabileceği anlayışından hareket eden bir toplumcu siyaset anlayışıdır.
8- Ortak yaşam kültürü ve kentlilik bilinci; Piyasa ve tüketim mekânlarında bir araya toplanarak yalnızlaştırılan, kendine ve kentine yabancılaşan tüketici bireyi, toplumsal birlikteliklerde ve etkinliklerinde biraraya getirerek üretici, dayanışmacı ve paylaşımcı hemşeri yaratmak; kentine sahip çıkan, talep eden, sorgulayan, hak arayan yurttaşı destekleyerek kentli ve hemşehri bilincinin oluşması için olanak yaratmak toplumcu belediyenin bireye ve toplumsal yaşama bakış açısını yansıtır.
9- Nitelikli hizmet-üretken emek - nitelikli çalışma koşulları;Kamu erkinin belediye hizmetlerinde ve tüm kentte istihdam koşullarının iyileştirilmesi ve emek gücünün değerinin yükseltilmesi yönünde kullanılmasıtoplumcu belediyenin emek gücüne bakış açısını yansıtır. Emek gücünün niteliğinin yükseltilmesi ve eğitimini; işçilerin sağlık ve güvenliğini toplumsal bir görev bilir.
10. Doğal ve tarihi çevrenin korunması;Çevreye duyarlı, ekosistemlerin, tarihsel kültürel değerlerin, doğal yaşam alanlarının korunması, iyileştirilmesi ve geliştirilmesi; toplumsal ve doğal miras olarak geleceğe aktarılması ve bu yönde bir toplumsal bilinç oluşturulması toplumcu belediyenin temel görevidir. 
Toplumcu belediye kentlerde yaşayan sokak hayvanlarının yaşam haklarına saygı duyarak, onların korunması ve bakımı için gerekli çalışmaları yapar.
11- Gelişmeye açık olmak;Dünya’da süren arayışın ve çok sayıdaki uygulamanın izlenmesi ve ilham alınması; yerel değerleri ortaya çıkararak bunları toplumlara tanıtmak; yavaş şehir türü seçkin uygulamaları teşvik etmek toplumcu belediyecilik düşüncesine zenginlik katacaktır.
12- Herkesi görmek;Halkcı belediye, engelli durumunda olan, engelleri nedeniyle toplumsal yaşamdan dışlanma tehlikesi ile yüz yüze kalan her hemşeriyi görmek ve onların toplumsal yaşama katılımının önündeki engelleri kaldırmak zorundadır. Engelli örgütleriyle birlikte çalışmak toplumcu belediyenin demokratik yönetim anlayışının gereğidir.
Toplumda yardıma muhtaç durumda bulunan yaşlılar, çocuklar ile kadınların mağduriyeti önlemek ve korunmalarını sağlamak için gerekli çalışmaları yapar. 
13- Tüketiciyi koruma;Piyasanın denetlenmesinde tüketici bilinci ve örgütlenmesi önemli araçlardan birisidir. Piyasa işleyişi nedeniyle maddi-manevi kayba uğrama riskiyle yüz yüze bulunan tüketicilerin korunması amacıyla piyasayı denetler ve tüketici örgütleriyle işbirliği içinde hareket eder.                                                                           14- Toplumsal cinsiyet eşitliği;
Kadınların yaşadığı sorunlara duyarlı olan; kamu erkini kadın sorunlarını çözmek için kullanan ve toplumsal cinsiyet eşitliği için bilinç oluşturmak.

15-Kültür ve sanatı desteklemek;
Halkcı belediye, kültürel ve sanatsal faaliyetlerin gerçekleştirilmesi ve topluma ulaştırılması için gerekli ortamı hazırlayan, özellikle çocukların ve gençlerin bu faaliyetler kapsamında eğitilmesi için çaba harcayan belediyedir.