NEREYE GİDİYORUZ

Bugünü tahlil etmenin yolu; dünden geçer. 24 Ocak Kararları, bir anlamda özelleştirme yoluyla çalışanların sendikal örgütlülüğünü sona erdirerek taşeronlaştırma ile örgütsüz toplumun temelini oluşturdular. Akape 12 Eylül’ün devamı ve uygulayıcısıdır. Bugün toplum korkutulmuş ve sindirilmişse bunun ana nedeni uygulanan anti demokratik uygulamalardır. Eski düzen özlemcileri olan siyasal İslamcılar yıllardır uygulanan gerici, dinci politikacılarla aydınlanma dönemini sonlandırmıştır. Ülkenin tüm demokratik kazanımları ya da demokrasinin kısmi kırıntıları yok edilerek faşist baskı düzene geçilmiştir. Klasik bir söz vardır bir ülkeyi yok etmek istiyorsanız öncelikle eğitimi yok edin Köy enstitülerinin kapatılması ve Amerikancı iktidarın gerici dinci politikaları sayesinde eğitimli toplum yerine makarna beyinli bir toplum yarattılar. İktidarlar medya dünyasıyla toplumu hipnotizma ettiler. Toplumsal sorunlardan kopuş yandaş medyanın düşünmeyen programlarıyla gerçekleşti Müge Anlı’yla başlayan yayınlar, Desti izdivaçlarla devam etti, ne yiyeceğiz, ne giyeceğiz boş beyinlerle yaşananlara kayıtsız kalarak okuma, tartışma, sorgulama yetisini kaybetti. Bizim gibi geri kalmış sömürge ülkelerde kendiliğinden toplumsal tepki olmaz. 15 yıllık iktidarları boyunca yaratılan baskı dönemi önce Ergenekon, Balyoz gibi operasyonlarla korku zirve yaptı. Gazetecilerin aydınların içeri atılması ufacık haklı tepkinin gazla, copla bastırılması veya kent merkezlerinde patlatılan canlı bombalar insanları yaşama karşı baskı altına aldı. Devlet büyüklerine hakaret diye bir suç geliştirdiler, eleştirilmeye tahammül etmiyorlar çünkü korkuyorlar, iktidarı kaybetme korkusu bu… Peki devlet büyüğü kim? 750 bin liraya saat alan mı? Yoksa bakara makara diyen mi? Ya da dün hoca efendi çok mübarek diyen mi? Mecliste boş kararnamelere imza atanlar mı? Muhaliflere kavgada bile söylenmeyecek küfürler edenler mi? Kendi egosunu ülke çıkarlarından üstün tutan mı?