UYUDUK

Güzel şeyler mücadele ile elde edilir, sözü bizim ülkemiz için geçerli değildir, biz de haklar tepeden verildiği için asla kıymetini bilmeyiz. 150 yıllık aydınlanma döneminin sonuna geldik. Yaşanacak baskı, zulüm, hukuksuzluğun sorumlusu bizleriz. Öylesine kendi bencil yaşantımızın içerisine sokulduk ki; toplumsal mücadeleyi unuttuk. Bu da yoksullara geleceği olmayan karanlık bir dönem sundu. Oysa okumuş olmak, mühendis, hukukçu, gazeteci, öğretmen olmak sadece makam sahibi değil karanlık içinde ışık olmaktır. Eşim olsun, çocuğum olsun, evim olsun, derken zaman su gibi aktı geçti biz uyurken tüm İslamcı oluşumlar iktidar olmak için örgütlendiler. Hepsinin hayali islam devleti kurmaktı. Ülkemizde gerici ve ilerici kavgası 150 yıldır sürmekte, Batı ile Doğu arasına sıkışmış olan ülke Emperyalistlerin ılımlı projesinin desteğiyle hep doğuya kaydırılmıştır. Onlara göre kominizmin alternatifi ılımlı islam bu da laik olarak yaşamış Türkiye için ürkütücü olmaz başka ülkelere ise kelle kesen radikal gruplar CIA desteğiyle yaratılıyor. Yani ülkelerin konumuna göre örgüt yaratanlar hep emperyal devletler olmuştur. Ülkemizde okuma olayının çok düşük olması etkilenmesini kolaylaştırmakta. Ayrıca sosyal devlet aldatmacasıyla biat eden milyonları yarattı bu da içi boşaltılmış islamın savunucularının işini kolaylaştır. Neden laik düzene karşılar onlar aslında bilime sorgulamaya düşmanlar. Siyasal anlamda Laiklik siyaset otoritesinin dini otoriteden ayrılmasıdır. Hukuki anlamda din ve devlet işlerinin ayrılğıdır. Felsefi anlamda ise aklın egemenliğidir. Sosyolojik olarak iki anlamda görebiliriz; birinci boyutta din ve vicdan özgürlüğünün yanında kanunlarla belirtilen hususlara aykırı olmamak şartıyla kişilere ibadet dini ayinlere törenlere serbestlik tanınmasıdır. İkincisi ise hiç kimseye dini mezhep baskısı yapılmaması gerekirken tüm İslamcılar bunu görmezden geldiler.