BİZ NEDEN KAYBETTİK?

Hiç düşündünüz mü, biz neden kaybettik? Biz derken, dünyanın kuruluşundan itibaren, köleliğe hayır diyerek insanca yaşam özlemi içinde olan, ilerici, devrimci, yurtsever, anti emperyalist, ırkçı, dinci gerici olmayan evrensel değerleri savunan bu ülkenin namuslu aydınları,emekçileriyiz... 
Sahi biz neden kaybettik? Tüm suçlu kan emici emperyalizm ve onun işbirlikçileri mi? Osmanlı İmparatorluğunun son döneminde başlayıp Cumhuriyet ile birlikte yükselişe geçen aydınlanma dönemini kim sonlandırdı? Çağdaş, ilerici, insanlar tasfiye edilirken, devletin tüm kademeleri nasıl cemaat, tarikat işbirlikçilerinin çiftliği haline geldi? Suç kimin arkadaş? Şu gerçeği unutmayalım, İran, Irak, Mısır, Tunus, Cezayir, Afganistan.. vb ülkelerde ilericiler, yurtseverler tasfiye edilerek yerlerine emperyalizmin elleriyle yarattığı içi boş islamcılar yerleştirildi. Kimi yere ılımlı, kimi yere radikal...
Ülkemize gelen bu emperyalist iş birlikçileri araştırmalarında Köy Enstitülerini birinci tehlike olarak görürler. Toplu iğneyi bile yapamayan Osmanlıdan uçak üreten Cumhuriyet’e geçiş emperyalistler için büyük tehlike arz etmekteydi, bu nedenle önce enstitüleri kapatmak gerekiyordu.  Çok partili yaşama geçen ülkede kültür devrimi tamamlanmadığı için gerici, dinci hareketler sahaya sürüldü. ABD’nin sovyet tehlikesine karşı uygulamaya koyduğu ılımlı islam projesi ile gerici hareket, ağaç kökleri gibi toprağın karanlıklarında büyüdüler. Sürekli yapılan darbeler, sıkı yönetimler, katliamlar devrimci hareketin önünü keserken hep onlar palazlandı. Üstelik emperyalizm artık sadece iktidarı değil, muhalefeti de dizayn ediyor. Bugün Cumhuriyeti kuran insanlar okul kitaplarından çıkartılıyor, bilim yerine gericilik hakim oluyorsa; sadece suç iktidarın değil onurlu direniş sergilemeyen, faşizme karşı örgütlenmeyen bizler de suçluyuz. Onlar hep örgütlenirken bizler ağzımızı açtık...