İslam Ülkelerinin Bugünkü Durumu

Günümüzde yeryüzündeki İslam ülkelerine yakından şöyle bir baktığınız zaman, bu tür ülkelerde ne  çağdaş medeni bir hukukun, ne insan haklarının, ne de düşünce özgürlüğünün vs. söz konusu olduğu görülür. Bugün o ülkelerde olup biten son olayları da görüyorsunuz. Ne yazık ki oralarda insanlar belli bir baskı altında yaşamakta ve düşüncelerini medeni bir biçimde ifade edememektedirler,  daha doğrusu aklını kullanamamaktadırlar. Peki aklını kullanamayan insanlardan oluşan bir toplum ne derece aksaklık ve eksiklikleri görüp eleştirebilir, gelişebilir, ilerleyebilir. Halbuki dinimizde de açıkça denir ki, Allah size aklı kullanın diye verdi. Hatta hepimiz de  çok iyi bildiği gibi, insanı diğer canlılardan ayıran en önemli unsurlardan biri akıldır. Aklını kullanamayan bir insandan toplum yararına ne beklenebilir? Hiçbir şey.

İslam ülkelerine genel olarak baktığınız zaman, teoride her şey çok güzel gözükmekte, her zaman iyilik, güzellik, doğruluk ve dürüstlükten vs. bahsedilmekte, ancak pratiğe uygulamaya baktığımızda ise tersi görülmektedir. Şimdi tarafsız ve medeni bir biçimde Hıristiyan ülkelerle Müslüman ülkeleri karşılaştırın ve şu soruları kendi kendinize sorup cevaplayın:

1. Hangisinde daha medeni ve çağdaş bir yaşam var?

2. Hangisinde insana daha çok değer verilmektedir?

3.Hangisinde insanlar birbirine daha medeni davranmakta ve herkes kendi hakkına razı

olmakta?

4. Hangisinde insanlar refah ve mutluluk içinde yaşamaktadır?

5. İnsanlar hangi ülkelerde daha huzurlu, mutlu ve medeni bir yaşam sürdüğüne inanmaktadır.

6. Hangisinde insan hakları daha çok?

7. Hangisinde adamına göre muamele yapılmaktadır?

8. Hangisinde adamına göre hukuk kuralları işlemektedir?

9. Hangisinde insanlar kanunlar önünde eşit muamele  gördüğünü hisseder?

10. Hangisinde daha çok alt kesimdeki ve yoksul insanlar ezilmektedir?

11. Hangisinde insanlar daha çok baskı altındadır?

12.Hangisinde insan daha özgür düşünmekte ve yaşamaktadır.

13. Hangisinde düşünce özgürlüğü daha çok ve insanlar hiç çekinmeden medeni bir biçimde düşüncelerini açıkça söyleyebilmektedir?

14. Hangisinde  bireyin kendini geliştirme imkanı daha fazla?

15. Hangisinde insanlar daha dürüst, kurallara ve kanunlara daha çok uymaktadır?

16. Hangisinde dost ahbap ilişkileri daha fazla?

17. Hangisinde rüşvet ve adam kayırma daha fazla?

18. Hangisinde köşe dönmece daha fazla?

19. Hangisinde ülke çıkarlarından çok, kişisel çıkarlar  daha büyük önem taşır?

20. Hangisi geri kalmış, hangisi gelişmiş?

21. Hangisinde daha çok  bilimsel çalışmalar  yapılmakta, hangisinde sırtüstü yatılmaktadır?

22. Hangisi ekonomik, teknolojik ve bilimsel alanda daha ilerde?

23. Bilimsel yenilikler en çok hangisinden gelmekte?

24. Hangisinin dünya çapında tanınan ürünleri ve markaları var?

25. Hangisinin dünya çapında  bilim adamı daha fazla?

26. Hangisinde bilimsel yayınlar daha fazla?

27. Hangisi dünyadaki bütün insanların yararlanabileceği faydalı işler yapmaktadır?

28. Hangisinde daha çok kukla rejimler ve hükümetler vardır?

29. Hangisinde daha çok ayrımcılık yapılmakta?

30. Hangisinde insanlar çeşitli kamplara daha çok bölünmekte?

31.Hangi ülkelerde insanlar enerjilerini ülkesi için yararlı şeylere harcayacağına, sen şucusun ben bucuyum gibi olaylara harcamakta?

32.Hangisi dış güçlerin oyununa daha çabuk gelmekte?

33. Hangisinde dini, siyasi vs. çekişmeler daha fazla?

34.Hangileri birbirine daha çok dost ya da düşman?

35.Hangisinde iç çekişmeler, kavgalar, entrikalar, oyunlar, birbirini istememezlik vs. daha fazla?

36.Hangisinde birlik ruhu, birlikte iş yapma çabası daha fazla?

37.Hangileri herhangi bir konuda daha çok birlik olabilmekte?

38.Hangisinde “kral çıplak” diyenlerin sayısı daha fazla?

39.Hangisinde icraat yerine laf daha fazla?

40.Hangi ülkedeki insanlar diğerine gidip iltica etmektedir?

41.İltica edilen ülkeler Hıristiyan mı yoksa Müslüman mı?

42.İltica edenler daha çok Hıristiyan mı yoksa Müslüman mı?

43. Hangisinde saltanat sürme olayı daha çoktur?

44. Hangisinde işler daha ciddi, düzenli ve kuralına göre yapılmakta?

45. Hangisinde temizlik ve düzen daha fazla?

Kısacası  bu tür soruları daha da uzatmak mümkün, ancak buna gerek de yok sanırım. Ancak bu soruları tarafsız bir biçimde aklınızın süzgecinden şöyle bir geçirin. Eğer yukarıda saydığımız eksiklik ve aksaklıklar daha çok İslam ülkelerinde söz konusudur diyorsanız, ki doğrusu da öyledir, o zaman bu tür ülkelerin yapması gereken daha çok şey var demektir.

Bakınız, neredeyse dünyanın sonu gelecek, bu tür ülkeler bu çağda bile krallıkla yönetilmekte, hatta yönetim babadan oğla geçmektedir. Dolayısıyla insanlar demokrasi ve insan hakları nedir bilmemektedirler ve bu tür ülkelerde ne yazık ki televizyonlardan vs. gördüğümüz gibi, yönetimdekiler kendi öz vatandaşlarını katletmekten çekinmemektedirler. Gönül ister ki İslam ülkeleri dünyada her açıdan (ekonomik, kültürel, sosyal ve bilimsel açıdan vs.) örnek olan ve gıpta ile bakılan ülkeler olsun. Ancak bunu bugün görmek ne yazık ki çok zor.

Batılı ülkelerin bugüne gelmelerinin asıl nedenleri:

  1. Ortaçağdan  sonra din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması
  2. Bu ayrımdan sonra bireylerin her şeyi eleştirmeye başlamaları
  3. Eleştiriyle birlikte aklını kullanmış olmaları

Ortaçağ Avrupa’sında kilise ve din adamları ne derse insanlar onu yapmak zorundaydı ve onlara karşı gelinemezdi, hatta kral bile karşı gelemezdi ve bir şey yapmak istediğinde onlardan izin almak zorundaydı. Halk, kilise ne derse ona inanırdı. Din adamları zamanla o hale geldi ki, cennetten yer satmaya başladılar ve Ortaçağın sonlarında Martin Luther adında  bir Alman papaz bile buna dayanamayıp isyan etti ve din adamlarına karşı gelip bu yaptıkları şeyin  çok yanlış olduğunu belirtti. Daha sonra Aydınlanma döneminde ünlü filozof  Immanuel Kant insanlara, “kendini başkasına kullandırma, aklını kullan ve aklının efendisi ol” diyerek onları yönlendirmeye çalıştı. Kısacası başkasının boyunduruğu altına girmeyen, kendi aklını kullanan insan aynı zamanda eleştiren insan demektir ve eleştiren insanlar da sonunda en doğru olanı bulacaklardır. Bununla birlikte düşünen ve aklını kullanan insan aynı zamanda yeniliklere açık olan, araştıran, yeni şeyler üreten insan demektir. Bir yerde “kral çıplak” diyen insanlar sayıca ne kadar çoksa, o yerde doğru ve en iyi yol daha çabuk bulunur. Dolayısıyla Batı ülkeleri bugünkü durumunu bu özelliklerine borçludur. Batılı ülkelerde her zaman akıl önde gider, din, duygusallık, gelenek ve görenekler daha sonra gelir. Diğer bir deyişle, Avrupalı bir şeye karar verdiği zaman, gelenek, görenek, duygusallığa ya da dini unsurlara göre değil, akla göre verir, yani aklın süzgecinden geçirir ve söz konusu şey akıl  ve mantığına uyuyorsa ya da topluma bir yarar getiriyorsa onu onaylar. Doğu ülkelerinde  ise genellikle bunun tersi görülür ve bir şeye karar verildiği zaman daha çok duygusallık, gelenek, görenek ve dini unsurlar önde gider ve akıl ise daha sonra gelir. Örneğin günümüzde bile namus meselesi yüzünden töre kurallarına göre öz kardeşleri tarafından öldürülen  kadın ve kızlar buna örnek olarak verilebilir. Aslında öz kardeşini öldürmek akla mantığa çok ters bir olaydır, ancak karar aklın kurallarına göre değil gelenek ve göreneklere göre alınmaktadır. Bireysel biçimde karar verme ve özgür düşünme söz konusu olmadığı için insanlar bireysel olarak değil, topluma, toplumdaki genel eğilimlere, gelenek, görenek ve dini unsurlara göre ve toplu olarak hareket ederler.

Ülkemize gelince, kuşkusuz ülkemizin durumunun diğer İslam ülkelerine göre daha iyi olduğunu söyleyebiliriz, ancak dört dörtlük olduğunu söylemek de çok güç. Ne var ki bugünkü durumumuzu Yüce Atatürk’e borçluyuz. O olmasaydı bunlar da olmazdı. Fakat  Atatürk’ün bize getirdiği kazanımların değeri bugün ne yazık ki toplumun bazı kesimleri tarafından bilinmemekte ve bilinçli bir biçimde görmezlikten gelinmektedir. Diğer bir acı gerçek ise Yüce Atamızın getirdiği yenilikler alanında arzu edilen seviyede pek yol alamadık ve onları günün şartlarına göre geliştirip yenileyemedik. Dolayısıyla uygun adımlarla biraz yerimizde saydık. Güzel ülkemiz medeni milletler arasındaki layık olduğu yeri tam olarak alamadı. Tam bir demokrasinin ve insanlarımızı tatmin edecek çağdaş bir hukukun varlığından söz etmek oldukça güç. Bütün bunlar ülkemizde yaşayan herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Halbuki Atatürk Türkiye’si olarak, değişen şartlara göre bugün  her açıdan (çağdaşlık, demokrasi ve hukuk açısından, ekonomik, teknolojik, siyasi ve sosyal açıdan) çok daha ilerde olmamız ve kendimizi geliştirmemiz gerekirdi. Kısacası, o kadar çağdaş, o kadar medeni olması gerekirdi ki başka ülkelerin bizi örnek alması ve bize gıpta ile bakması lazımdı. Ülkemize ve insanlarımıza da yakışan budur. Bizim Avrupalılardan neyimiz eksik ya da kendi insanlarımıza bunları yakıştıramıyor muyuz? Ben güzel ülkemin güzel insanlarının her şeyin en iyisine ve güzeline layık olduğunu savunuyorum. Saygılarımla.

Prof. Dr. Dursun ZENGİN