MUHALİF OLMAK

Toplumda muhalif olmak yanlış giden şeylere karşı çıkmak öneri sunmak ve mücadele etmekten geçer.Biz toplum olarak yanlış giden şeylere veya kurulu düzene karşı çıkmak pek hoş karşılanmaz.Çünkü ülkemizde demokrasi yok biat kültüründen geliyoruz atalarımız padişahım çok yaşa diyerek hep güçlünün yanında yer almış itiraz edenlerin hep kellesi uçmuştur. Çünkü mevcut düzen sömürü, talan üzerine kurulmuştur adaletin olmayışı toplumda eşitsizliği yaratmış kaderci bir toplum yapısı hakim kılmıştır bu nedenle celladına aşık olan yığınlar meydana gelmiştir. baskıyı, fakirliği, yoksulluğu kader diye dayatmışlar. Oysa insanın doğasında isyan vardır insanca yaşama özlemi hep var olmuştur okumayan toplumlar araştırma yetisini kaybettiğinden dolayı bu çirkin yaşamı kabullenir olmuştur. Baskılar toplum önderlerini katledenler aydınları düşün insanlarını zindanlara atanlar farklı sese tahammül edemeyenler muhalifleri tarih boyunca hep susturmuşlardır bedrettin’den pir sultana, denize, mahire varıncaya katar bu katliamlar devam etmiş güzel insanlar darağaçlarında sallandırılmıştır oysa bu gidişten kimse memnun değildir çünkü milyonlar bir avuç mutlu azınlığa çalışmaktadır bu kabullenir bir şey değildir çünkü hayatı var eden ,üreten biz emekçileriz başka bir dünya mümkün bunun için omurgası olan herkes ayağa kalkmalı muhalif olması gerekir. Tüm yoksulları dinsel ve mezhepsel olarak bölerek kanlarını emiyorlar oysa kurtuluşumuz birdir bu nedenle insanca yaşamanın yolu birlik olmaktan geçer bunun yoluda muhalif olmak ve isyan etmekle özdeşleşir gelin şu sözü tekrar edelim kurtulmak yok tek başına ya hep beraber yada hiç birimiz diyelim susmak kabullenmektir sustukça sıra hepimize gelecek bakın sustuk özelleştirmeleri izledik sonuçta sıra size geldiğinde kimse kalmamış oldu çünkü şu söz yanlış bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın zulüm ve zalim varsa sıra sanada gelir çok geç olmadan sesini yükselt haykır haykıralım her onurlu yurttaş insanca yaşam için el ele vermek zorunda benim umudum var bu düzen yıkılacak insanlar sömürüsüz bir dünyada barış içinde kardeşçe yaşayacak.

 

OKUMAK VE EŞŞEKLİK

Diploma cahilliği alsada kanında bozukluk varsa eşşeklik baki kalır. Ülkemizde onlarca üniversite var.  Buralardan yetişen milyonlarca insan var sormuyor, sorgulamıyor, tartışmıyor okumuyor okusaydı. Bu ülkede 12 milyon kayıtdışı çalışan insan olmazdı. Çünkü siz yaşama karşı duyarlı ülke sevgisi olmayan üç kuruşluk çıkarı için virgül gibi eğilen insana benzer yaratıksınız. Bu nedenle ülkemizde haramilerin biri gidiyor diğeri geliyor çünkü toplum olarak sizin gibi asalaklar yüzünden insanlar duruşunu kaybetmiş onursuz ve omurgasız olmuşlar. Çevrenize bir bakın herkes yalakalık peşinde çünkü kimisi makam için kimiside üç kuruşluk çıkarı için el etek öpüyor. Toplum bilimciler buna tuzun koktuğunu söylüyorlar. Ülkemizde tuz kokmuş bize ait değerler alt üst olmuştur. Yeni bir canlı türü diyelim çünkü eğilmek ve zalimin yanında olmak zulme baş kaldırmak vardır insanın doğasında.Ama bu canlı türü solucana daha yakın iki ayağı üzerinde yürüyor ama aslında sürünüyor. Diğer tarafıylada eşşekliğe yakın çünkü ne yaparsan yap sırtına ne yüklersen yükle ses çıkarmıyor. Ama benim umudum var ülkem zulmün kaleside olsa güzel insanlar bu ülkeyi bu pisliklerden temizliyecek çünkü bu ülkenin gerçek sahipleri bu alçaklığa satılmışlığa mutlak baş kaldıracak çünkü hiç bir zalim ömür boyu iktidar kalamayacak işte o zaman yalakalık yapan çıkarı için eğilende layık olduğu foseptik çukuruna giderek özüyle buluşacak. İnsan olmanın yolu duyarlı olmadan geçer hoyratça kesilen ağaca, susuz geçen yaza çevremizi pislik götürülmesine Amerikan Uşaklığına ses çıkarmıyorsan diplomanı kıvır, kıvır müsait yerine koy çünkü eğildiğin için zorluk çekmezsin.

KIDEM TAZMİNATINI ÇALDIRMA

Ülkemizde’ki Amerikan’cı iktidarlar sermaye sözcüsü oldukları için emek düşmanıdır. Asla halkın, yoksulların dostu değildir. Onlar beyaz elbise giymiş Azrail’dir. Ne diyordu Çankaya’nın şişmanı emekçi düşmanı sermaye sahiplerine gelin ülkemiz ucuz işçi cenneti diyordu. Bu ne demek daha fazla sömürü ve yoksulluk demektir. Ama cahil bırakılan yığınlar sorgulama ve araştırma yetisi yoktur çünkü okuma ve incelemeyi bilmez sadece baloncu siyasetçilerin arkasından koşarlar. Onlarda süreç içinde emekçileri köleleştirirler. Bakın geriye dönelim geçmişin tozlu sayfalarına bir göz atalım.

Amerikancı faşist subaylar askeri darbe yaptı neden amaç sözde halkın can güvenliğini sağlamak için iktidara el koydular oysa bu kocaman bir yalandı Temel amaç özelleştirme yoluyla güvencesiz yığınlar yaratmak para eden şeyleri peşkeş çekmekti. Bu gerçekleşti ülkemizin tüm birikimleri yabancı sermayeye satıldı. Kazanım’ları olan emekçiler özelleştirme sonucunda kayıt dışı duruma düştü bugün rakamlara göre 12 milyon kayıt dışı çalışan var bu ne demek çalışanların tamamı köle demektir. Yani işçimiz sermaye için ucuz işçi cenneti olmuştu geriye tek şey kalıyordu işçi’nin işten atmak için kıdem tazminatı GASP etmekti bunun için sermaye temsilcileri yeni yasalar hazırladı.

Bunun ana nedeni sermaye sahiplerine işten atma özgürlüğüne kavuşturmak için yasalar yapmaktır. Kıdem tazminatı çalışanın silahıdır silahı olmayan emekçiler silahsız asker gibi olur işveren emek düşmanıdır arzu ettiği zaman işten atar ne diyordu sermeye sahiplerinin sendika başkanı Halit Narin birazda biz gülelim diyorlardı. 32 yıldır sermaye sahipleri gülüyor yoksullar, emekçiler bu halk düşmanı yasaları yapanlara, yine yoksullar destek veriyor. Tabiki 12 Eylül faşist anayasasına evet dedikleri gibi. Halk hep cellatı’nın yanın’da yer alıyor oysa onu ondan başka kimse kurtaramaz.

KORKUYORMUYUZ

Toplum olarak kahramanlık öyküleriyle büyüdük. Filimlerimiz bile bu şekilde topluma empoze edilmiştir. Anımsayın malkoçoğlu,Tarkan, Kara murat, Karaoğlan Dara düşen zulüm gören halkı hep bu kahramanlar kurtarmıştır. Bunlar gibi onlarca adsız kahraman vardır. Ülkemiz bir anlamda kahramanlar ülkesidir. Anımsayın çakırcalı efeler, karayılanlar, kara Fatmalar. Daha sonra Denizler, Mahirler, İbolar halkının mutluluğu için ölüme gözünü kırpmadan gitmişlerdir.Nazımlar ömrünün büyük kısmını zindanlarda geçirmiştir. Bir anlamda bu ülkede yurtsever olmak, Devrimci olmak bedel gerektirir bunlarda bu bedeli fazlasıyla ödemişlerdir. Çünkü bu ülkede kan, göz yaşı hiç eksik olmamıştır.Temel hak ve özgürlüklerin bizden uzak olduğu adaletsizliğin, eşitsizliğin ve sömürünün tek geçer akçe olduğu. Yoksulluğun ve sefaletin her geçen gün biraz daha üstümüze çöreklendiği bir toplumda yaşıyoruz. Yaşadığımız toplum hak adalet eşitlik ve özgürlük gibi kavramları her geçen gün hızla öğütüyor sistem hırsızlık, kaptı kaçtı, fuhuş üretiyor bu nedenle ezilen emekçilerin, köylülerin sesi daha gür çıkmalı hayatın her alanında hesap sorulsun diye haykırmalıyız. Kapitalist düzenin artığı alışkanlıklardan arındırmanın zorunluluğunu hissetmek gerekir onursuzluğun, kokuşmuşluğun, ortasında özgürlüğe kavuşmak adalet sağlamak onurunu korumak için verilen kavga yeni insan tipini ortaya çıkarmak zorunda. Sistemin kitleleri sarıp sarmalayan sınıflar mücadelesinden alı koyan değer yargılarını yaşam biçimlerini, alışkanlıkları ters yüz etmek gerekir kitlelerin toplumsal çürüme ve yozlaşmanın bataklığına sürüklenmesine engel olmak gerekir devrimcilere zarar veren solucanlara. İÇİMİZDEKİ DÜŞMANI YENMEK GEREKİR.Umutsuzluk ve çaresizlik Yurtseverlikle bağdaşmaz. Yurtsever umudunu hiç kaybetmeyendir. Çünkü yurtsever, tamda herşeyin çok olumsuz, çok umutsuz göründüğü anlarda önem kazanan bir sıfattır. Yurtseverin vatan sevgisi bu sevginin gücü işte böyle ortamlarda sınanır. Yurtseverler, umut var yeter’ki görme cesaretini gösterelim. Umutsuz ve çaresiz bir vatansever düşünülemez. Bu nedenle korkmak bize yakışmaz  yürüyeceğiz üstüne, üstüne, hainin satılmışın pezevengin.YA KÖLE OLARAK DİZLERİMİZİN ÜSTÜNDE YAŞAYACAHIZ YADA ONURUMUZ İÇİN SAVAŞAÇAHIZ. BİZE KÖLE OLMAK YAKIŞMAZ. BU NEDENLE MÜCADE, MÜCADELE DİYORUZ ÇÜNKÜ MAHİRLER, MAHİRCE DÖVÜŞTÜ.UNUTMA DEVRİM İÇİN SAVAŞMAYANA DEVRİMCİ DENMEZ.

DÜĞÜN YAPMAK

Aslında biz yabanimiyiz diye başlamak isterdim. Çünkü insanların bir çoğu evrimleşme sürecini tamamlayamadı. Çevrenize bir bakın kaçımız medeni çevresine saygılı kibar kaç kişi var. Çoğumuz yabani ve ilkeliz nedenmi. Yaz döneminin gelmesiyle birlikte Düğün sezonu başlıyor. İnsanların içindeki vahşilik ortaya çıkıyor oysa düğün neydi duygu ve düşünce bazında bir süreç yaşayan karşı cinsler mutluluk merdivenini birlikte yürümeye karar alıyolar yani evlenmek için aşklarını, sevgilerini pekiştirmek istiyorlar. Bize düşen görev bu mutluluk yolculuğunda onlara yardımcı olmak sevinçlerine ortak olmak bir insanlık görevi olsa gerek. Çünkü dostluk veya insani ilişki bunu gerektirir. Yani bu mutluluk yaşanması için elimizden geleni yapmak bir zorunluluktur. Ama biz içimizdeki canavar bugün hemen dışarı çıkıyor sağa, sola sarhoş kafayla ateş ediyoruz silahlar susmuyor ben bir yurttaş olarak son derece rahatsızım çünkü bu anlayış mutluluk paylaşmak değil mutluluğa turp sıkmaktır. Hangimizin bu mutluluğa acı katmaya hakkımız var. Masum insanları yaralamaya hakkımız varmı? tabiki yok. Ama dedim’ya içimizdeki canavar her şeyin önüne çıkıyor. Bugün yine düğünler var ortalık savaş alanı gibi silahlar susmadı çünkü ilçede güvenlik zafiyeti var her zaman olduğu gibi. Bu tabi’ki ilçemizle sınırlı değil ülkenin dört bir yanında kır düğünlerinde silahlar konuşur çünkü ilkel toplumlar kendine yakışanınını yapar. Oysa neden medeni insanlar gibi davranmayız. Mutluluktan uçan çiftlere Sevgiyle çiçekler, güller atmayız çok’mu zor. İlkel insanlar evrimleşme sürecini tamamlamayadığı için içlerinde canavar hep vardır. Aman dikkat diyoruz bu mutlu güne karşı vahşilik gösterisi yapan katil adaylarına karşı tepki gösterelim. Çünkü mutluluk paylaştıkça güzelleşir bu yabani insan müsvette’lerine karşı uyanık olalım. Hiç kimse canını sokakta bulmadı. Gelin el ele verelim bu ilkeliğe son verelim çünkü bu görüntü insana yakışmıyor bizler insanız katil adayı değil.