19 MAYIS NEDİR

Toplum olarak asla içerikle ilgilenmeyiz slogan atacak kadarını biliriz bu bizim aptal olduğumuz anlamına gelmesin.

Ülkeyi yönetenler sormayan, sorgulamayan, tartışmayan, okumayan bireyler istiyor.Biz toplum olarak okuyan bir toplumduk Amerikancı faşist darbeler kitabı ve okuyanı suçlu ilan etti bedel ödettiler. Bu nedenle dizilerle içeriği olmayan yayınlarla vıcık vıcık programlarla toplumun içini boşaltılar oysa köy enstitüsüyle okuyan aydınlık bir kuşak ilk adım attı arkasın’ dan 68 kuşağı ve bizim kuşak 78’liler kitap kurdu oldu sonra kitaplar yakıldı. Mahir Deniz ne savundu niçin öldü yüzeysel olarak biliyoruz bu nedenle 19 Mayıs neydi. Emperyalizm ve onun Taşörenleri tarafın’dan işgal edilmiş ekonomik olarak çökertilmiş üretmeyen her şeyine el konulmuş bir ülke var. Mustafa kemal ve onun silah arkadaşları kurtuluş savaşını başlatmak için Anadolu’ya geçiyorlar bunun ilk durağı samsundur yani 19 Mayıs bir diriliş günüdür. Kalkıp geçmişe sövmek sahip çıkmamak terbiyesizliktir. Bakınız Deniz Gezmişin Mahir Çayanın savunmalarına bir bakın.

19 Mayıs 1919 günü, Türk Milleti için önemli günlerden biridir. Özgürlüğe, bağımsızlığa ilk adım o gün atılmıştır. Kurtuluş Savaşı, Atatürk’ün 19 Mayıs 1919 günü Samsun’a ayak basması ile başlamıştır.

Ülkenin içinde bulunduğu sıkıntılı durumdan çıkarmak isteyen, “ülkenin bağımsızlığını yine azmi ve kararlılığının kurtaracağına” inanan Mustafa Kemal Atatürk, Samsun’a çıkışı ile bütün ülkeyi aydınlatacak bir hareketi başlatmıştır. Yani Mustafa Kemal kurtuluş meşalesini Samsun’da 19 Mayıs 1919′da yakmıştır. 19 Mayıs emperyalizme karşı mücadele’nin adıdır peki niye karşılar gerici yobaz, ırkçılar emperyalizm tarafın’ dan her dönem kullanılmış. Bu yobaz takımı der’gah, tekke, tarikatlar’ da kendi düzenlerini kurmuş din adına toplumu uyutmuşlar aydınlanma hareketi bunların işini, ekmeğini yok etmiş. Bu ortaçağ karanlığın’ da kalan kafalar Kubilay’ın kafasını kesen derviş Mehmetlerin, İskilipli Atıf Hoca İngiliz Ajanı Sait’in artıklarıdır BUNLAR YURTSEVER DEGİL BUNLAR BOP BEDEVİSİ BU ÜLKEYE VE HALKA DÜŞMAN. Bu nedenle onlar gibi düşünmeyene yaşam hakkı yoktur. Bizim bu kadarına dilimiz döndü dostlar Tabi ki bağımsızlık savaşı bir köşe yazısından çok daha kapsamlı bir konu bu nedenle okuyun.

 

EGEMENLİK KİMİN

Biz şu veciz sözle büyüdük. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Millet çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan aralarında dil, tarih, gelenek, görenek birliği olan insan topluluklarına millet denir. Toplumları belirleyen üretim araçları ve üretici güçlerdir. Yani dili dini ırkı, mezhebi ne olursa olsun üretim araçlarına sahip değilse emekçidir. Çünkü iş gücünü satarak geçinen insana emekçi denir. Hal böyle olunca birde üretim aracı dediğimiz makineler, tarlalar var. Bunlara sahip olan insanlar var tabi,ki bunlar zamanı geldi köle efendisi oldu yeri geldi senyör oldu. Feodal dönemde toprak ağası şimdilerde veya makineleşmeyle birlikte kapitalistler oldu. Sanayi Devrimin,den sonra patronlar dünya,ya hükmeder konuma geldiler.2,inci dünya savaşın,tan sonra halk,lar uyanmasın diye ülkeleri kendi yandaş,yanaşma, veya işbirlikçileri tarafın,dan işgal ederek. Toplumun uyanmasını engellediler veya geç uyanmasına neden oluyor o,ülkenin kendi öz militarist gücüne o,ülkeyi işgal ettiriyor militarizm emperyalizmin ve onun uşaklarının can ve mal güvenliğini, hatta çıkarlarını korumakla mükellef hal böyle olunca sermaye her şeyi belirleyen konum,da oluyor. Hal böyle olunca. Egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur sözü yanlıştır birincisi halkımız bilinçli ve örgütlü değildir demokratik devrim veya burjuva devrimi yapılmadığın,dan halkın hiç bir rolü olmamıştır. Halkımız tarih yazmamıştır. Bizim gibi ülkelere birileri gelmiş türk film’lerinde olduğu gibi ülkeyi kurtarmış halk,ta son aşamada destek olmuş kısaca özetlersek neymiş olay. Halkımız örgütlü değil demokrasi bir aldatmacadan ibaret çünkü demokrasi ola bilmesi için sürecin başın,dan itibaren işçi sınıfı aktif rol oynaması gerekir bu olmamış bu olmayınca nasıl egemenlik bir araya gelemeyen insanlarda olur mümkünü yok olmaz.Bu nedenle parası olanın dediği olur yani egemenlik söz hakkı ve yönetim hakkı öncelikle emperyalizme ait çünkü birince derecede belirle,yen güç onlar.EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ EMPERYALİZMİN,DİR.Gerisi hikaye insanları uyutmak için ağzına bal sürmeye benzer bak seninde bir oyun var benimde.bunu,da.Aptallar her zaman yer.Egemenliğin bizde olması için halkın her bireyin örgütlü olması gerekir her kes en az bir kaç derneğe,sendikaya üye olması gerekir .Her birey yaşama karşı duyarlı olacak okuyacak tartışacak. Makarna,ya oy veren deyyusun egemenliği yaladığı kıçtadır.

SİYASET NEDEN KİRLİ

Ülkemizde kirliliğin ayyuka çıkmasının nedeni toplumun kirlenmesi neden olmuştur. Toplumun sömürü üzerine kurulması tüm her şeyi  kokutmuştur. Bozuk düzende ahlak, Adalet,Hak olmaz çünkü sistem çalma çırpmaya müsait buda toplumu kirletiyor.Hal böyle olunca bir yerlere seçilen insanlar sevgi yüklü olmuyor hizmet aşkı olmuyor çünkü her şeyin temelini çıkar oluşturuyor.Küçük düşünen insanlar bencil oluyor,çıkarcı oluyor.Bu çıkar ilişkisi toplumdaki kirlenmeyi artırıyor.

Mevcut düzen partileri yoksulların kurtuluşu için emek harcamaz orada küçük hesaplar vardır. Siyasetle ilgilenen yöneticilerin tek arzusu kendi şahsi çıkarıdır. Bu nedenle parası olan yönetici olur. İnsanların deneyimi kendini geliştirmesinin hiç önemi yoktur. Özelikle İlçemiz tarihine baktığımızda halkın Vizyonu yok yanlış ata oynamıştır. Bazı siyasilerin onuru itibarı olmayan kişiler hep havada tutulmuştur ve seçilmiştir. Bu anlayış ilçemizin önünde en büyük engeldir. İlçemizde okumuş, Aydın Kesimi Siyasete girmiyor siyasete önem vermiyor. Çünkü herkes kullanacağı kişiyi ilçe yöneticisi yapıyor. Belediye Meclis Üyesi oluyor. İl Genel Meclis Üyesi oluyor. Bur da bir siyasi partiyi eleştirmiyoruz genel anlayış budur. Bakın nerde hata yapıyoruz diye sorgularsak öncelikle adayla akrabalık bağı aranıyor arkasında hemşericilik takip ediyor. Buda hata yapmamızı sağlıyor.

Bakın bir partiye delege seçiminde herkes oğlunu kızını yazıyor herkesin hesabı belli bu anlayış olunca muhtar azasını seçmede hata yapmış oluyoruz. Bakınız en alt’tan yukarıya kadar kalitesiz bir yapılanma söz konusu. Buna birde  yalaka. Bürokratlar eklenince ilçede çözüm mümkün olmuyor. Ne yapılmalı öncelikle insan kalitesini yükseltmeli. Bunun yolu insanlar hem sosyal olmalı hem de okumalı, tartışmalı çünkü ilçe çürümüş ilçede alkol tüketimi çok üst sıralarda bir mahallede 4 meyhane var ful çalışıyorsa bu ciddi olarak tehlike arz ediyor sorunun çok vahim olduğu demektir. Öncelikle Alkol tüketimi alt sıralara düşmeli çünkü bu genç çocukları gerçek yaşam’dan uzaklaştırarak Hayal Aleminde yaşatıyor. Buda gençlerin hedefini köreltiyor. Lise döneminde her kesin kafası bacak arasına çalışıyor.

Bakın İlçemizin Ufku yok bu nedenle İlçemizde bir Hastane Başhekimi, bir Vali, bir Kaymakam, İl Milli Eğitim Müdürü yok. Tek bildiğimiz arabaya binip içki tüketmek. Oysa gerçek yaşamda gazete, dergi, kitap var okuyacağız okutacağız. İlçemize bölgemize sahip çıkacağız. Çünkü ülkemiz çok tehlikeli bir süreç yaşıyor. Buna dur diyecek bu Ülkenin Namuslu, Onurlu Vatan Sever İnsanlara ihtiyacı vardır.

İLÇEMİZDE SOL SAĞCIMI

Bu yazıda amacımız kimseyi rencide etmek değil. Bu nedenle kimse gocunmasın yaşamın gerçeği acıdır. Önce Sol nedir Sağ, Siyasal ve toplumsal anlamda gericiliği tutuculuğu,  Sol ise İlericiliği, İnsanlığın gelişimi yönünde değişime açıklığı, daha fazla özgürlüğü temsil eden kavramlar olarak şekillenmişlerdir. Sol sömürü düzenin değişmesinden yanadır Sol insan odaklı ve en büyük değer insandır ve Sol evrenseldir asla İnsanları Dini, Dili, Rengi nedeniyle ayırmaz ve ayrım yapmaz. Bu tanım olarak böyle peki yaşamın gerçeğinde böylemi tabi’ ki değil.

Sol kendini yenileyen ve sürekli okuyan, tartışan bilimsellikten yana olan bireylerdir. Bu’nu yapmayan geriye savrulur. Yani yaşama at gözlüğüyle bakanlar solum dese bile beyin yosunlandığı için gericileşmiştir. Ülkemizde sınıfa dayalı bir Sol parti yok olanlarda Marjinal CHP, DSP gibi partiler’ de düzenle sorunu olmayan devlet solu’ da denir. İlçemizde gerçek anlamda Sol olsaydı demokratik kitle örgütleri olurdu. Bunları niye yazdım genel anlayışı bilelim diye. İlçemizde gerçek anlamda Sol Marjinal olarak var. Toplum örgütlü değil. Bu nedenle Sağcılaşmış insanlar var. Yani kendini solcu biliyor ama okumadığı için sağcılaşmış geriye savrulmuş şoven bir yapısı var. Bakın ilçemiz her yerden Göç alıyor ama Sol partilerde dışarıdan gelen kimse yok. Çünkü onlara güven vermiyor ve söz hakları yok bu Sağ partilerde yok dışarıdan gelen her kes çeşitli kademelerde görev alır. Ama sol bilinen partilerde dışarıdan gelenlere parti kapısı kapalıdır. Küçük olsun benim olsun mantığı Hak’im.

Akraba değilsen delege bile olamazsın. Yıllarca yöneticiler hep piyonlar işi götürdü. Bu güne kadar sol nasıl kazandı derseniz geçmiş mücadelenin kaymağını yiyerek bu günlere geldiler şimdi kara göründü katılımcı değiller.  Halk meclisinden yana değiller, Derneklere karşıdırlar. Gücü tek elde tutma gayreti vardır. Benim değerlendirmem budur amacı’ mız kişileri rencide etmek değil. Elmadağ’ın şoven yapısını ortaya koymak için yazdım bakın bir Aşağı kamışlı veya ilçenin diğer köylerinden başkan olamaz bu kadar geriler ve şovenle. Seçimlerde genel hava feodal ilişki üzerine şekillenir bu nedenle burada siyaseti ayak takımı yapar aydınlar okumuşlar siyaset yapamaz. İlçede sol’daki hastalık budur. Bu yazı bazılarını üzer ama buranın gerçeği ne yapalım bu tekkeci zihniyet yıkılsın artık değilmi siyaset yapan insanlar dışarıda buda haramilerin işini kolaylaştırıyor bu abluka dağılacak.

ÇÜRÜYORUZ BİLİYORMUSUNUZ

Çürüme nedir Anaerobik haldeki maddenin organik ayrışması; bu süreç sonunda kötü kokulu gazlar ve oksitlenmesi tamamlanamamış ürünler oluşur Bu bitkilerin çürümesi. Peki insanın çürümesi nasıl olur veya insan çürür mü. Tabi ki her canlı değişir ve dönüşür. Diyaletik metaryalizme göre her şey değişir. Kendini yenilemeyen insanlarda çürür.İnsanın çürümesi daha kötü olur. Tuz kokar her şey alınır satılır namussuzluk ön planda olur her kes birbirini kazıklar içki, uyuşturucu ile çürüme kendine başka bir boyut kazandırır. Öğrenme, araştırma ya da gözlem yoluyla elde edilen gerçek, malumat, vukuf; (bilişimde) kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam. Genel olarak ve ilksezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler, malumat; insan usunun kapsayabileceği olgu, gerçek ve ilkelerin tümüne verilen ad, malumat biz öğreniriz öğrendiklerimizi diğer insanlarla paylaşarak daha insanca yaşamaya özen gösteririz. Tabi ki her şey bizlerin arzu ettiği gibi olmuyor. Bu düzenin efendileri var onların sömürü düzenin sürmesi için koydukları kurallar var ve onların kirli ilişkileri var. Bunlar yaşananlar veya toplumun gerçeği özet olarak. Bilimsel anlamda Toplumları belirleyen üretim araçları ve üretici güçler vardır işte filim burada başlıyor üretim araçları sahipleri toplumun uyanmaması için insanları Gazete, dergi, kitap.Tv, filim tüm şeylerle uyanmaması için ninni söyler.Sömürü düzeni sürsün bunun yanında toplumları baskı ve şiddetle sindirirler. Ülkemiz çok zor bir süreçten geçiyor Emperyalizmin yerli işbirlikçileri ülkeyi yağmalarken” yani para eden her şeyi Toplum sindirilmiş, korkutulmuş var olan örgütlenmesi dağıtılmış. SORMAYAN, SORGULAMAYAN, OKUMAYAN, TARTIŞMAYAN, ÖRGÜTLÜ YAŞAMIN İÇİNDE YER ALMAYAN. Sadakayla geçinen kullar yaratıldı bu kulların kafası kuma sokulu olduğundan dolayı geleceği görmüyor bu nedenle sorgulamıyor. Bu nedenle ahlaksızlık, fuhuş, alkol, cinnet tuzu kokuttu ilçemiz insanı da zamanını meyhanelerde geçirerek bu çürümeden fazlasıyla nasibine düşüneni alıyor oysa şimdi ayağa kalkma zamanı. Çünkü değerlerimize,geleceğimize sahip çıkma zamanı.