Cumhuriyet Mucizesi

Cumhuriyetimizin 95.Yıl dönümü, Cumhuriyet, emperyalizme, bağnazlığa, çağdışı kalmışlığa, cehalete… bir başkaldırıdır. Dünyada ilk kez bir adam ve O’na inanmış bir millet eli kanlı emperyalizmi dize getirmiştir.

Orduları dağıtılmış, tersaneleri, demir yolları, telgraf hatları, bütün doğal zenginlikleri ele geçirilmiş, toprakları işgal edilmiş, sanayileşmemiş ( Anadolu’da tek bir fabrikası dahi olmayan), geri kalmış, ilkel, yoksul, yıkık, perişan, cahil, bireyin kul olduğu, kadın erkek eşitliğinin söz konusu dahi olmadığı bir ülke ve toplumdan çağdaşlığa uzanan mucizenin adıdır CUMHURİYET.
Millet Mustafa Kemal Paşa’nın açtığı; İstiklal, milli irade ve uygarlık bayrağı altında toplandı. Dünyaya egemen emperyalistlere ve içeride onların yardakçılarına karşı aç, yarı çıplak, dişi ile tırnağıyla mücadele ederek ülkeyi kurtardı. Ancak iş bitmiyordu asıl savaş şimdi olmalıydı çünkü harap ve bitap düşmüş, 600 yıl unutulmuş, cahil, sağlıksız bir toplum vardı. İşte size birkaç örnek; toplumun sadece %7’si okur yazar, nüfusun %80’i kırsal bölgede yaşıyor bunların çoğu da göçebe, 40 bin köyün 37 bininde ne okul, ne hastane, ne postane var, 4000 km demir yolu var ancak bir metresi bile bizim değil tamamen emperyalistlerin yönetiminde, köylünün toprağı, sabanı, öküzü yok oysa tarım ülkesi deniliyor ancak ne hikmetse ekmeklik unu bile dışarıdan getiriyoruz, tüm ülkede sadece 337 doktor var ve doktor başına düşen insan sayısı 30 bin, yüzlerce binlerce insanımız salgın hastalıktan ölüp gidiyor, ekonomi berbat kapitülasyonlar, dış borçlar belimizi bükmüş durumda, Elektrik sadece İstanbul ve İzmir’in bazı kesimlerinde var, koca ülkede sadece bir üniversite var o da çağ dışı bir durumda… daha neler neler, gerçekten de tablo çok kötü.

Ancak Mustafa Kemal ve İdealist arkadaşları, orta çağın karanlığını yenmek, çağdaşlığı getirmek için bir avuç bütçe, halkın desteği ve uygarlık öncülerinin özverileri ile birçok siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik… devrimler, olağan üstü atılımlar yapmışlardır. Mesela; “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir.” diyerek 600 yıldan daha fazla bir süre sultanlar, padişahlar, halifeler tarafından yönetilen ve “kul” olan kitleden kendi kaderini kendi belirleyen özgür bireyler oluşturulmuştur. 2 Dünya Savaşı arasında Avrupa’da Meclisleri açık sadece 5 ülke vardır ve genç Türkiye Cumhuriyeti bunlardan biridir. Avrupa’da bile faşist iktidarların kol gezdiği bir ortamda demokrasi adına büyük atılımlar yapıldı. Kadınlarımıza verilen seçme ve seçilme hakkı çok önemli bir kazanımdır. Türkiye Cumhuriyeti bu alanda Avrupa’da 7. Dünya’da 12. İslam ülkeleri içerisinde ise 1inci sıradadır. Hızla eğitime önem verilmiştir, okur- yazar sayısı her geçen gün artmıştır. Köy eğitmenleri projesi ile Anadolunun en ücra köşesine kadar genç ve idealist öğretmenler gönderilmiştir. Bu proje ile köylerde sadece okuma yazma değil tarımdan hayvancılığa, bilimden sanata, kültürden spora her alanda eğitimler yapılmıştır. Köylü gerçekten Milletin Efendisi olmaya başlamıştır. Sağlık Bakanlığına bağlı bir avuç Cumhuriyet Doktoru salgın hastalıkların kökünü kazımaya başlamıştır. Hastane sayısı hızla artmıştır. 1926 yılında Teyyare ve Motor Türk A.Ş kurulmuş ve uçak üretimine başlanmıştır. 1938 yılına kadar 112 adet uçak üretilmiştir, evet yanlış duymadınız toplu iğneyi bile yurt dışından alan bir ülkeden uçak üreten bir ülke konumuna gelme mucizesidir Cumhuriyet. Bugün bile hala bırakın uçağı arabayı bile üretemiyoruz. Atatürk, Türk İnsanına sanatı, sanatçıyı, tarihi, kültürü, bilimi, sporu, çevreyi ve doğayı… sevdirmiştir. Halkevleri aracılığı ile Anadolunun dört bir köşesine resim, heykel, tiyatro, sinema, müzik… gitmiştir. Evet gerçekten de çok büyük mucizelere imza atmıştır genç Cumhuriyet.

 Eğer bugün basit bir hastalıktan ölüp gitmiyorsak, cehalet içinde boğulmuyorsak ya da İngilizlerin, Fransızların boyunduruğu altında yaşayıp sığır çobanlığı yapmıyorsak bunu Cumhuriyete ve Mustafa Kemal Atatürk’e borçluyuz. Ancak bizler de Atamızın en büyük eserim dediği Cumhuriyeti ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmek zorundayız. Onu yıkmak isteyenler ne kadar güçlü olursa olsun, hatta iktidar sahipleri gaflet ve dalalet içinde bulunsalar dahi bizler vazifeye atılmak için bir an bile düşünmemeliyiz. Çünkü bizler Atamızın emanetçileriyiz, büyük sorumluluklarımızın bilinci ile hareket etmeliyiz. Her türlü baskıya, zulme, kaba kuvvete rağmen mücadelemiz bir saniye bile durmadan devam edecektir. Muhtaç olduğumuz kudret ise damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur.

 Çocukların yatağa aç girmediği, işsizliğin çığ gibi büyümediği; zamların zulüme dönüşmesini, anaların babaların evlat acısıyla gözyaşı dökmediği, insanlarımızın dini, dili, mezhebi, ırkı nedeniyle hor görülmediği, dışlanmadığı, Herkesin aş, iş sahibi olduğu, din istismarcılarının tuzağına düşmeden yardımlaştığı, kimliğini şeref gibi taşıdığı, kardeşçe kucaklaştığı bir ülkeyi hep beraber inşa etme umudu ile nice güzel yarınlara temennisi ile herkesin Cumhuriyet Bayramını kutluyorum.
Mehmet Barlas

 

SOSYAL BELEDİYECİLİK VE ELMADAĞ BELEDİYESİ!!!

Değerli arkadaşlarım bugün bir haber okudum ve Türkiye’nin içinde bulunduğu kötü durumlara rağmen beni doyasıya güldürdü. Durun haberi size de söyleyeyim hep birlikte gülelim. Yandaş bir derginin yaptığı araştırmalara göre Elmadağ Belediyesi “ Yılın Sosyal Belediyecilik” ödülünü almış. Değerli arkadaşlarım ben size sosyal belediyeciliği ve Elmadağ Belediyesini anlatayım ödülü sizler verin.

İnsanların Belediyelerden talepleri artık yol, su, kanalizasyon değildir, bunlar zaten Belediyelerin asli görevleridir. Yolu, kanalı yapamayacaksın da neyi yapacaksın ki zaten. İnsanlar bunların yanı sıra sosyal, kültürel ve sportif hizmetler istemektedirler. Sosyal Belediyecilik mahalli idareye sosyal alanlarda planlama ve düzenleme işlevi yükleyen bir modeldir. Kamu harcamalarını konut, sağlık, eğitim ve çevrenin korunması alanlarını kapsayacak şekilde sosyal amaca kanalize eden; işsiz ve kimsesizlere yardım yapılması, sosyal dayanışma ve entegrasyonun tesis edilmesi ile sosyo – kültürel faaliyet ve çalışmaların gerçekleştirilebilmesi için gerekli olan altyapı yatırımlarının yapılmasını öngören; bireyler ve toplumsal kesimler arasında zayıflayan sosyal güvenlik ve adalet mevhumunu güçlendirmeye yönelik olarak mahalli idarelere sosyalleştirme ve sosyal kontrol işlevleri yükleyen bir modeldir.

1580 sayılı Belediyeler kanunu da belediyelere bu kapsamda pek çok sorumluluk yüklemektedir. Bu sorumluluklardan bir kaçını sizinle paylaşmak istiyorum acaba bunlardan hangisini Elmadağ Belediyesi yerine getirdi, taktir sizlerin…

(15.68) Ucuz belediye meskenleri yapmak. Bırakın yeni meskenler yapmak eldekiler satıldı.

(15.81) Engellilerin ulaşım ve sosyal faaliyetlerden yararlanmasını sağlamak. Unutmayalım değerli arkadaşlarım hepimiz birer engelli adayıyız. Dünya nüfusunun önemli bir bölümü engellilerden oluşmaktadır. Ülkemizde değişik özür gruplarında yaklaşık 10 milyon vatandaşımız var ve onların önlerindeki hiçbir engel kaldırılmış değildir, ilçemizde de durum aynıdır. Engelliler gününde süslü laflar edenler diğer günler bu vatandaşlarımız hatırlamazlar. İlçemizdeki kaldırımlarda engelli iniş ve çıkışları var ama göstermelik yol ve kaldırım arasında yarım metrelik fark var; sağlam adam bile inip çıkamıyor.

(15.33) Halk için kütüphane ve okuma salonları açmak. Elmadağ’da bir kütüphane var gidin bakın içler acısı bir durumda, bırakın yeni yerler açmayı eskisi bakımsızlıktan gidiyor. Haa bu durumda sadece belediyeyi suçlamak yanlış olur toplum olarak okumuyoruz, bu nedenle kötü yöneticileri seçiyoruz ve bir türlü Çağdaş Medeniyetler seviyesine çıkamıyoruz.

(15.54) Gençler için stadyumlar yapmak ve işletmek. Allah var Elmadağ Belediyesinin yanına güzel bir halı saha yapıldı ve sahanın içinde yürüyüş yolu var ancak kapısı kilitli. Şimdi burada amaç hizmet mi para kazanmak mı? Halı sahanın paraları nereye gidiyor belli değil, gençlere o ücret karşılığında hiçbir hizmet sunulmuyor, toplar ve formalar eski, aynı forma ile 100 kişi maç yapıyor, ter kokusundan nefes almak zor. Halk turnuvaları düzenleniyor ama orada da amaç para kazanmak organize sıfır işte en son turnuvada şampiyon olan takıma kupası bile verilemedi, bazı maçlar ortada kaldı. Neden mi? Organize yok al parayı boş ver geriyi…

(15.59) Belediye tiyatrosu, sineması, halk müzeleri… yapmak idame ettirmek ve yaptırıp işletmek. Tiyatro adına 3 yılda 1 oyun sergilendi, belediyenin tiyatro grubu var ve paralar harcanıyor ancak karşılığı nedense yok. Yapılan amfi tiyatronun hali ortada. Amaç sanata destek olmak değil ihtiyaç olduğunda şov yapmak. Sinemaya gelince ilçemizde sinemamız yok sosyal belediyecilik ödülü aldığını söyleyen bir belediye neden sinema yapamaz ki. Müzeye gelince koskoaca Elmadağ müzesi darmaduman edildi. Gidin bakın içler acısı bir durumda.

1580 Sayılı Belediye Kanunu sıraladıklarımdan çok çok fazlasını belediyelere yüklemiştir. Ayrıca 70. Maddesinin 16. fıkrasında bir genelleme yaparak Belediye Meclisinden alınabilecek bir karar ile Belediyelere daha geniş yetkiler vermiştir.

Sosyal Belediyeciliğin önemli bir yönü, kent halkının kültürel ve sanatsal ihtiyaçlarını karşılamaktır. Yerel Yönetimler, sivil toplum kuruluşlarını da seferber ederek kültürel alandaki fonksiyonlarını arttırmalıdır. Devlet merkezli bir kültür politikası yerine belediyelerin rehberlik ve öncülük yaptıkları, altyapı gibi gerekli şartları hazırladıkları ve toplumun kendisini ifade edebileceği bir kültürel hayatı hedeflemelidir.Kültür politikası öncelikle belli bir doğruyu ve düşünceyi halkımıza yaymak veya dayatmak yerine, onların düşüncelerini ifade edebilecekleri bir zemin sunabilmek şeklinde olmalıdır.Kültür Politikamız çok seslilik ve çoğulculuk üzerine oturmalıdır. Kültürde asıl olan tüm toplumsal kesimlerin varlık alanı bulabilmesidir.Sosyal belediyecilik anlayışını geliştiren belediyeler her türlü kesimden düşünür, araştırmacı, sanatçı ve kültür adamlarının faaliyetlere katılımının sağlanmasını önemsemelidir. Peki ilçemizin böyle bir kültür politikası var mı tabi ki de yok. Kültür festivalinde kültürün harfi bile yok.

Türkiye genç ve dinamik bir nüfusa sahiptir, ilçemiz de aynı şekilde fazla genç nüfusa sahip. Bu potansiyelin iyi değerlendirilebilmesi için gençlerin yetenekleri doğrultusunda yönlendirilmeleri ve bir takım olumsuzluklara kapılmadan sosyalleşmelerinin sağlanması gerekmektedir. Bu amaçla kurulacak gençlik merkezleri hem kollayıcı, hem yönlendirici ve eğitici çok boyutlu fonksiyonlar görebilecektir.Gençlere; katkıda bulunma, açık iletişim ve diyalog, ortak çalışmalar yapma, genç, aile ve toplum arasında etkili bağlar kurma, gençlerle beraber merkezden kente yayılan aktivite programlar geliştirme, nitelikli insan olarak gençleri yetiştirme, sorun çözme becerisini geliştirme ve madde bağımlılığı alanında koruyucu önleyici bilimsel çalışmalar yapmak belediyelerin temel ilkeleri arasında olmalıdır. Tabi bu gençlik merkezleri gençlerimize basma kalıp bir ideolojiyi değil, özgürce düşünceyi öğretmelidir. Gençlerin sosyal bir birey olarak topluma entegre olması hatta topluma önder olması sağlanmalıdır. Ancak ilçemizde gençler neredeyse sahipsiz bir vaziyettedir. Uyuşturucu madde kullanımı neredeyse ilk öğretime düşmüş durumda. Geleceğimizin güvencesi gençler güvence altında değil. Kullanabilecekleri bir sosyal alan yok onlar da akan bir nehrin üzerindeki saman çöpleri gibi bir o tarafa bir bu tarafa savruluyor.

Neyse değerli arkadaşlarım lafı fazla uzattım. İşte sosyal belediyeciliğin bazı kuralları ve projeleri bunlar. Sizce Elmadağ Belediyesi bunları yaptı mı ki, ödül alıyor. Ödül veren yandaş dergi yetkilileri keşke gelse de Elmadağ’da sadece birkaç saat geçirse….Zamanı gelince siz değerli hemşehrilerimin Belediyeye ve yöneticilerine en güzel hediyeyi, onlara yol vererek ve güle güle diyerek vereceğine inanıyorum. Sevgiyle kalın saygılar.

EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ ORTADAN KALKIYOR

Eğitim aydınlığın yoludur. Eğitim en temel insan haklarındandır. Eğitim hak, olanak ve özgürlüğünü çocuklarına, gençlerine yeterince sağlamayan toplumların çağı paylaşabilmeleri olası değildir. Bir ülkeyi ileriye ve geriye götürebilecek en önemli araç eğitimdir. Ülkenin gelişmişlik seviyesi eğitimi ile doğru orantılıdır. Kimse maddi olanaksızlıklar nedeniyle, öğretimin hiçbir aşamasında, eğitim hakkından mahrum olmaması gerekir ve tek kriter para değil BAŞARI olmalıdır.

10 yıldır ülkemizin tüm temel taşları ile oynayan Akp iktidarı, 10 yılda eğitim sistemini de tam bir keşmekeşliğe sokmuştur. Önce okullarda eğitim sıfır noktasına getirilerek öğrenciler ve veliler dershanelere mecbur edildi, şimdiler de ise dershaneleri kapatacağız diyorlar. Amaçları ise farklı, eğitim sektörü çok büyük ve Akp iktidarı bu büyük pastayı cemaate yedirmeye çalışıyor. Dershanelerin büyük bir çoğunluğunu elinde bulunduran yandaşlara devlet tarafından teşvik verilip, özel statülerle özel okul açmalarına onay verecekler. Ve böylece dindar-kindar nesil yetiştirme işi tamamen cemaate geçmiş olacak.

Akp iktidarının eğitime en büyük darbesi ise 4+4+4 diye adlandırılan saçma bir eğitim sistemi… Bu sistemin yanlışlıkları şuan gözler önünde. Araç gereç yetersiz, öğretmenler ve veliler uygulamalardan habersiz, öğrenciler ise akan bir nehrin üzerindeki saman çöpleri gibi bir o tarafa bir bu tarafa savrulmaktalar. Bu sistemin asıl amacı İmam hatip liselerini artırmaktı bunu da başardılar, hatta her okul birer imam hatip oldu. Ülkemizde ara eleman sıkıntısı varken, meslek liseleri geri plana atılıp hızla imam hatipler çoğaltıldı. Buradaki amaç topluma din öğretmek değil, dini istismar etmek, dini kullanmaktır. Zaten idarecilerimiz ABD’den korktukları kadar Allah’tan korksalardı bu memleket bu hale gelmezdi. Türban ilk okullara girdi. Kimsenin giyim kuşamına karşı değiliz elbette ama 10 yaşındaki kızlarımıza zorla veya farklı baskılarlar türban taktırmak son derece yanlıştır. Bu uygulama geçtiğimiz 24 Kasım öğretmenler gününde ilçemizde yaşanmış ve kalplerimizi ve vicdanlarımızı sızlatmıştır. Ama koltuk sevdalısı idareciler bu duruma seyirci kalmışlardır ama unutmamalıdırlar ki bu devran dönecek herkesten hesap sorulacaktır. 10 yaşındaki bir kızımıza türban taktırılarak sahneye çıkarttılar Müslümanlık bu mu değerli kardeşlerim, yetimin, mazlumun hakkını yiyeceksin, halkına zulüm uygulayacaksın, her türlü ihaleye fesat karıştıracaksın, yolsuzluk yapacaksın, aydınları yurtseverleri gazetecileri zindanlarda çürüteceksin, gencecik evlatlarımızı teröre kurban vereceksin, teröristle pazarlık yapacaksın sonra da 10 yaşındaki kıza türban taktırıp müslümanım diyeceksin yemezler hadi canım sen de…

Son serbest kılık- kıyafet uygulaması ise toplumda çok bariz belli olan, zengin fakir farkını okullarda ortaya koyacaktır. Çocuklar erken yaşta bu uçurumu fark edecekler tabi psikolojileri ne olacak orası tam bir muallak. Düşünün ki, ayak parmakları ayakkabısından gözüken çocuklarla, markalı kıyafet giyenler aynı sınıfta oturacaklar. Bunların hepsi bizim çocuklarımız. Bir de utanmadan deniliyor ki dayatma olmasın herkes parasının yettiğini giysin. Hoppala, tam bir saçmalık, herkes iyi kötü bir önlüğü, formayı alabiliyordu ve bunu en kötü bir yıl giyiyordu öğrenci ancak şimdi her gün farklı kıyafet istenilecek zenginler marka giyerken fakirler zor durumda kalacaklar. Çocukların psikolojisi bozulacak. Zengin öğrenciler kendi aralarında vakit geçirecekler yoksul çocuklarımız ise dışlanacak bu uygulama toplumun çivisini yerinden çıkaracaktır ama kimin umurunda zaten bazılarının çocukları Avrupa’da, Amerika’da eğitimini alıyor, burslu okuyup okulu bitirir bitirmez gemicik sahibi oluyorlar…Neyse lafı fazla uzatmayayım daha güzel günlerde görüşmek umudu ile sevgiler , saygılar…