SAYIN BELEDİYE BAŞKANINA PARKLAR KİMLERİN ?

Kamunun faydalanabilmesi için milletin vermiş olduğu vergilerle yapılan parklar birilerine rant sağlamak amacıyla kiraya veriliyor ilçemizde zaten sınırlı olan parklar örneğin   KEMALPAŞA PARKI kiraya verildi.

      İşletme sahipleri buraya gelen ve burada fotoğraf çektirmek isteyen gelin ve damattan para isteyip eğer vermezseniz burada resim çektiremezsiniz diye onları taciz ettiler.Sanki gelin ve damat  bu ilçenin insanı değilmiş oraya girme hakkı yokmuş gibi muamele görüyorlar  dahası orası ‘’İsrail girenlerde Filistinli’’ daha  kapıdan girmeden burasını artık biz işletiyoruz burada resim  çektirmek  ancak parayla diyorlar.

     Sanki bu park Elmadağlılara ait değil işletme sahibinin özel mülkiyeti bu nasıl bir anlayıştır?

  Ey işletme sahibi! sen orada ancak patatesini kızartır satarsın, tostunu satarsın fakat giren vatandaş kim olursa olsun oraya girmenin bir bedeli olduğunu söyleyemez ve talep edemezsin

 Unutma’ ki  senden öncede o park orada vardı ve milletin hizmetindeydi.

    Sahi Ankara’da bulunana ve senin park dediğin yerden kat be kat daha güzel olan devasa parklarda  günde yüzlerce gelin damat fotoğrafı çekiliyor oralarda neden para isteyen olmuyor? Yoksa sen daha mı uyanıksın? Alemin açık gözü senmisin?

    Buradan yetkililere sesleniyorum kamuya açık yerleri  milleti söğüşletme yeri yapmayın.

Biz burayı şu kadar yıllığın kiraladık deyip işin içinden çıkamazsınız. Oraları vatandaşa hizmet yeri yapın  vatandaş ailesin alıp nezih bir şekilde  ve huzur içinde dinlenip eğlenebilmelidir .

       Sahi Sedat efendi o parkı evinden mi getirip koydu oraya? Yoksa orada mı dedesinden mi     miras?

 

                                                                                                                   ALTAN GÖRGÜLÜ

 

ALTYAPI ÇALIŞMALARI KİMLERE EMANET?

     İlçemizde    yapılan altyapı çalışmaları insanımıza hizmet olmaktan ziyade çile olmaya devam etmektedir. Yaklaşık  dört yıldır bozulmuş yollar, patlamış sular, toz duman ve alınmayan çöpler artık insanımızı çileden çıkarmaya yetti de arttı bile. Nedir bu başıboşluk lakaytlık bir taraftan yol yapıyorlar diğer taraftan yaptıkları asfalt çöküyor. Bir taraftan su borusu döşeniyor diğer taraftan  yaptıkları su boruları patlıyor yada kendileri patlatıyor çünkü altyapıyı  yapanlar taktıkları boruların yerini unuttukları için kendi yaptıkları su ve kanalizasyon borularını kepçeyle patlatıyor vatandaşın suyu saatlerce boşa akıp israf olmaktadır .

 Eskiden    Elmadağlıların çok iyi bildiği  bir belediye çavuşu vardı  Sadrettin Manav  namı diğer ’’ BACAK’’ bu adam  dahi hiçbir teknolojik kolaylık yokken bile Elmadağ’ın altyapısını karış, karış bilir BUGÜNKÜLERDEN ÇOK DAHA İYİ HİZMET VERİRİDİ

      Bu kadar teknolojik gelişmeye ve makinelaşmaya  rağmen hemen her gün su patlaması asfalt çökmesi nedir? Soruyorum siz sayın yöneticilere Bu millet bu çileyi çekmeye mecbur mu?  Bu ilçe daha ne zamana kadar ? Sizin  KEYFE KEDER İŞLERİNİZİ BEKLEYECEK.

          Yazıklar olsun  bir ‘’ BACAK’’ kadar altyapıyı tanıyamayanlara.

 

                                                                                        A. GÖRGÜLÜ

HESAP ZENGİNE DEĞİL ALLAHA

Kara kış kapıya dayandı muhtaçlara! Kömür dağıtılıyor kışlık erzak dağıtılıyor sosyal devlet gereğini yapıyor ne güzel ne ala!… Bu memleket de fakir olmanın standartlarını
Açıklayan bir sürü kurum var hepsinin ortak görüşü 3000 liranın altında geliri olanın yoksulluk sınırında olduğudur. Açlık sınırı da ortalama 1000 liranın altında gelire sahip olanlardır.
Pekala neden hala insanlarımız açız diye isyan etmez? Haline razı olur boynu bükük yaşama razı olurlar onursuz yaşama rıza gösterirler? Çünkü Türk aile yapısı hala babasının çorbasına kaşık sallayan, kart borcuna sıkıştığında babasının tarlasını sattıran oda yetmezse babasının emekli maaşı üzerine kredi çektiren evlatlarla doludur.
Hepimizin malumu ilk defa ülkemizde boşananların sayısı evlenenlerin sayısını geçmiş bulunmaktadır yoksulluk artık aile yapısını ciddi, ciddi hırpalamaktadır. Aile içi şiddet cinayetler, intiharlar hızla artmıştır. Bu iktidar insanları bankalara esir etmiştir. Bankalara borcu olmayan vatandaş hemen, hemen kalmamıştır.
Üç kuruş maaş verdiğiniz emekli huzur içinde yaşarım diye emekliye ayrılmıştı siz onların tüm yaşamlarını köle olarak yaşatmaya ant içmişsiniz sayın AKP yöneticileri;
Asgari ücretlinin yaşaması için gayrı meşru işler yapması gerekmez mi? Sayın yöneticiler
Siz olsanız insanların karnını bile doyurmaya yetmeyecek bu parayla dürüst bir yaşam sürdürebilir misiniz ? çocuklarınıza iyi bir yaşam sürdürebilir onları sağlıklı bir insan olarak topluma kazandırabilir misiniz?
Kıçı kırık bir otomobili olan fakir vatandaşın benzin alırken ödemiş olduğu verginin aynısını Ferrariye, porsche binenden de alınması adalet midir?
Birde esnaflar var ki devlete reel vergiyi veren kesim onlara bu kadar insafsızlık revamıdır? Devlet olarak sahip çıkamadığın işsiz kesimin kendi imkanlarıyla ufak bir işyeri açması devlete hiçbir yükü olmadan geçinmek için açmış olduğu iş yerlerine bu kadar yüklenmek adil devlet! Anlayışınıza sığar mı?
Biliyoruz bu memlekette başbakan olmak için halkın sırtına binilir yukarı çıkınca da onların başbakanı olmak yerine zenginlerin başbakanı olunur başka çareniz yok farkındayız.
Fakat öbür tarafta hesabı zenginlere değil ALLAHA vereceksiniz.

MİLLET Mİ FARKLI BAŞBAKAN MI?

Önceki gün ekranda sayın başbakanın bütçe konuşmasını dinledim ne kadar gururla konuşuyor diyor ki: Biz göreve geldiğimizde halk bankası görev zararı ediyordu şu anda halk bankası 2012 verilerine göre 21,600 milyar lira değere ulaşmıştır diyor sayın başbakan; dünyanın en yüksek faiziyle bu banka denen tefecilere milleti kaz gibi yoldurursanız doğal olarak bankaların kar oranı rekor kıracaktır.
Yine sayın başbakanın kendi ağzından 2004 de 100 evden 11 de bilgisayar vardı şimdi 100 evden 59 da bilgisayar var dedi.
2004 de 100 kişiden 54 de cep telefonu vardı şimdi 100 kişinin 93 de cep telefonu var dedi 2002 de kayıtlı 4,600milyon araç varken şuanda 8,500 milyon araç var dedi.
Peki bundan ne anlamalıyız? Herhalde ülkemizde bulunan tüm elektronik araçları biz üretmiyoruz, bu demektir ki yollar bizim, şoför bizim araç yabancıların, gökyüzü bizim pilot bizim uçak yabancıların, demiryolu bizim makinist bizim tren yabancıların telefonu kullanan el bizim kulak bizim telefon yabancıların, masa bizim parmak bizim klavye ve bilgisayar yabancıların demek ki bizim olan hiçbir şey ortada yok dolayısı la övünecek hiçbir şeyimiz yok sayın başbakanım bilmem anladınız mı?
Bu memlekette 10 senede bir defa, bilemediniz iki defa köylünün hayvanları para edecek olur buna tahammül edemezsiniz dışarıdan ithal angus getirir köylünün üç kuruş gelir elde etmesinin önüne geçersiniz. Sahi onca ithal edilen elektronik araçlarda neden milleti korumazsınız örneğin takoz gibi telefonları ithal ederken niçin milleti korumazsınız? Binlerce dolara yabancıların hurda telefonları bu memlekete girme dimi?
Vallahi başbakanı dinlerken kendi kendime soruyorum yahu biz başka bir memlekette mi yaşıyoruz? Acaba başbakanla bizim galaksimiz farklımı diye düşünüyorum.
Eğer başbakan haklıysa ortalık güllük gülüstanlıksa bu esnaf , çiftçi, memur, işçi emekli kimin kardeşim onlar değil mi bankalar arası jimnastik yapan? Peki ceplerinde elli iki kağıdı gibi taşıdıkları banka kartları niye var? Pişti mi oynuyorlar?
Kısacası biz sayın Erdoğan’ la aynı galakside değiliz insanlar bankalara köle edildi ziraat bankasından maaş alan her on emeklinin dokuzu krediyle yaşamaya çalışıyor bu nasıl bir ekonomi ki bankalar harıl, harıl çalıyor düzgün ekonomide insanın tefecilik yapan bankalarda ne işi olur bankaların içi amele pazarı gibi dolarmı?
Şunu iyi bilin ki geri kalmış ülkelerde millet marazlıdır hastaneler dolar taşar, yine geri kalmış ülkelerde hukuk insanlara adalet dağıtamaz adliyeler ve ceza evleri dolar taşar ve doğal olarak ekonomisi bozuk memleketlerin bankaları dolar taşar…

EŞEĞİN KEYFİ

Bu gün siz sayın okurlarımla bir fıkrayı paylaşmak istiyorum. Vakti zamanın birinde bir ülkede eşek, at ve inek üçlüsü bir araya gelmişler kendi aralarında sohbete koyulmuşlar
Eşeğin aklına bir fikir gelmiş demiş ki arkadaşlarına yahu gelin buradan beş yıllığına ayrılalım beş yıl sonrada tekrar burada buluşalım deyip ayrılmışlar.
__ Aradan beş yıl geçtik ten sonra ilk olarak inek gelmiş hemen arkasından at da gelmiş ki
perişan bir vaziyette inek ata demiş ki yahu at kardeş nedir bu halin? İğne ipliğe dönmüşsün kötülemişsin ne oldu sana? At başlamış başından geçenleri anlatmaya
__ Buradan ayrıldıktan sonra bir memlekete gittim orada insanlar beni yakaladı sırtıma eyer vurdular yıllarca üzerime bindiler daha sonra arkama at arabası bağladılar odun, kömür ve çeşitli yük taşıttılar aç susuz bıraktılar artık gücüm kalmaz olunca beni başlarından def ettiler
bende oradan ayrılıp buraya gelebildim nihayet der.
__Peki inek kardeş sana ne oldu böyle senin halinde benden pek iyi görünmüyor sende çok kötülemişsin diye sorar
İnekte başlamış başından geçenleri anlatmaya bende bir beldeye gittim orada beni insanlar yakaladı yıllarca sütümü sağdılar arkasından öküzün yanına sabana bağlayıp tarla bile sürdürdüler Ta ki dermanım kalmayınca da beni kasaba gönderiyorlardı ki bir yolun bulup kaçtım kaçış o kaçış arkama bile bakmadan buralara kadar düşe kalka gelebildim..
Peki biz buradayız da eşek ne oldu nerelerde ki acaba demişler diki birde ağaçların arasından
Islık çalarak taşlara teperek eşek gelmesin mi
Yahu eşek kardeş bu ne hal tüylerin pırıl, pırıl bakımlı maşallah keyfinde yerinde nedir seni bu kadar mutlu kılan!?
Eşek başlamış anlatmaya; yahu bende sizden ayrılınca bir memlekete gittim baktım ki insanlar bir meydanda toplanmış epey de kalabalıklar onlara da biri bağıra çağıra bir şeyler anlatıyor onlarda memleket seninle gurur duyuyor diye karşılık veriyor alkış tutuyorlar
Bende kendime dedim ki oğlum eşek birde sen bağır bakayım dedim benim sesim de malumunuz .
Bir bağırmaya başladım ki insanlar koşa, koşa gelmeye başladılar sel gibi akıyorlar memleket seninle gurur duyuyor diye beni alkış yağmuruna tuttular daha sonrada
Beni başlarına başkan seçtiler yıllarca onları yönettim.
İnek ve at şaşkın peki senin eşek olduğunu anlamadılar mı anladılar, anladılar ama aradan Beş yıl geçti…